24 Haziran 2007 Pazar







19 Haziran 2007 Salı

Yeniçağ dan

ERDOĞAN UMUT OLDU!
Teslimiyetçi icraatlarıyla Türk milletinin kâbusu haline gelen Başbakan Tayyip Erdoğan, Irak’taki Kürt unsurların gözdesi.

‘Endişemizi bitirdi’
BaŞbakan Erdoğan’ın sınır ötesi harekat karşısındaki isteksizliği Irak’ın Kürt kökenli Dışişleri Bakanı Zebari tarafından takdirle karşılandı. Zebari, Erdoğan’ın “PKK sorunu önce içeride çözülmeli” açıklamasını cesaret verici bulduğunu belirtti.

Barzani’nin de tercihi
PeŞmerge lideri Mesut Barzani de bir süre önce, Fransız Le Monde gazetesinde yayımlanan demecinde, Türkiye’yle diyalog için Tayyip Erdoğan’ın lideri olduğu AKP’yi tercih ettiğini söyleyip, seçimi AKP’nin kazanması temennisini dile getirmişti.

Peşmergelerin umudu Erdoğan Türk milletinin tepkisini çeken icraatlarıyla Irak’taki Kürt unsurların gözdesi

Irak’ın Kürt Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, Türk ordusunun sınırdaki hareketliliğinden endişe duyduklarını söyledi. Zebari, Erdoğan’ın “PKK sorunu önce içeride çözülmeli” yönündeki açıklamasının da cesaret verici olduğu belirtti. CNN International’ın yayınına katılan Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, “Irak’a herhangi bir askeri müdahaleye karşı olduklarını” söyledi. Zebari, Türkiye’nın terör örgütü PKK’ya ilişkin güvenlik kaygılarını “meşru” olarak nitelendirdi, ancak sorunun,Türkiye, ABD ve Irak arasındaki üçlü mekanizma çerçevesinde çözümlenmesi gerektiğini savundu.

Askeri eyleme girişilmesin
Zebari, “Türkiye’nin askeri yığınağına gelince, biz kesinlikle kaygılıyız. Bizim konumumuz, her türlü askeri müdahaleye karşı çıkmak. Çünkü bu, daha fazla şiddete ve istikrarsızlığa yol açacak. Dolayısıyla askeri eyleme girişilmemesi yönünde defalarca çağrıda bulunduk” ifadelerini kullandı. Hoşyar Zebari ayrıca, “Türkiye Başbakanının, terör örgütü PKK sorununa, başka ülkelerin sınırlarından içeriye girilmesinin düşünülmesinden önce Türkiye içinde karşılık verilmesi gerektiği yönündeki sözleri bizi cesaretlendirdi” diye konuştu.

Tercihimiz AKP
Peşmerge lideri Mesut Barzani bir süre önce, Fransız Le Monde gazetesinde yayımlanan bir söyleşide, Türkiye’yle diyalog için AKP’yi tercih ettiğini söylemişti. Barzani, sözde ’Irak Kürdistanı Başkanı’sıfatıyla yayımlanan söyleşide, Kerkük konusunda taviz vermelerinin söz konusu olmadığını, Türkiye’nin de bölgeye müdahale edeceğini sanmadığını dile getirmişti.

DTP ile koalisyon yapmam
Başbakan Erdoğan, dün akşam özel bir televizyon kanalında DTP’yle koalisyon yapmayacaklarını söyleyerek, “PKK’nın yandaşı hiçbir hareketle asla böyle bir şey yapmayız” dedi.

Barzani’ye soruşturma
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Kuzey Irak’taki Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani hakkında soruşturma başlattı. Barzani ve ailesinin yurt dışında yaşaması ve farklı bir prosedür yürütülecek olması nedeniyle, başsavcılık ilk etapta soruşturmayı yürütecek savcılığı belirleyecek.

13 Haziran 2007 Çarşamba



9 Haziran 2007 Cumartesi




NTV - Politika Haberleri

1 Haziran 2007 Cuma

TÜRK OCAKLARI GENEL MERKEZİNİN KUZEY AFGANİSTAN’IN ŞİBİRGAN KENTİNDEKİ OLAYLARA İLİŞKİN BASIN AÇİKLAMASI

tarih: 1/6/2007 23:54
TÜRK OCAKLARI GENEL MERKEZİNİN KUZEY AFGANİSTAN’IN ŞİBİRGAN KENTİNDEKİ OLAYLARA İLİŞKİN BASIN AÇİKLAMASI
28 Mayıs 2007 Pazartesi günü, Kuzey Afganistan’ın Şibirgan Kentinde Valinin görevden alınmasını talep eden göstericilerin üzerine polisin ateş açması üzerine 13 kişinin öldüğü, 30’dan fazla insanın da yaralandığı haberleri basında yer aldı.
Özle kaynaklardan ve basında öğrendiğimiz kadarıyla, Vali Cumahan Hamdard, atandığından beri, bölgenin Afganistan’dan önceki tarihinden gelen Türk Büyükleri Ali Şir Nevai, Babür gibi okul isimlerini değiştirmek, okullarda anayasal hak olarak verilmiş olan Türkçe eğitimi engellemek, Türk öğretmenleri baskı altına almak gibi, Türk olan ahalinin tepkisine yol açan işler yapıyordu. Cumahan ilk atandığı günlerde de Şibirgan’a Afganistan’ın güneyinden beş bin kadar Peştun aile getirip yerleştirmek gibi bir projeyi de hayata geçirmek istemiş, ancak yerel Türk çoğunluğun tepkisi üzerine bundan vazgeçmişti. Yine geçtiğimiz günlerde Türkçe eğitim konusunda çalışmalarıyla tanınan üstat Rahmankul isimli bir uzman da bölgede meçhul bir cinayete kurban gitmişti.

Bütün bunlara tepkili olan halk en sonunda valinin görevden alınması için vilayet binasının önünde gösteri yapmaya kalkınca bu olaylar patlak verdi. İdare, ahalinin binaya taşlı sopalı saldırdığını, hatta roket atmaya hazırlandığını polisin bu yüzden ateş açtığını söylüyor. Bizim basınımızda da olay, aslı araştırılma gereği bile duyulmadan, İran ve Afgan haber ajanslarının geçtiği bu şekilde veriliyor.
Bir defa, gösteri yapan halkın binaya “taşlı sopalı” saldırma niyeti doğru bile olsa, bunu engellemenin yolu, kalabalığa ateş açmak değildir. İkincisi binaya roketle saldırılacağı tespit edildiyse bunu da engellemenin yolu, kalabalığı ateş açmak değildir.
Basınımızın olayı sıradan, küçük bir olay olarak algılaması da doğru değildir. Amerikan işgalinin ve buna direnişin devam ettiği Irak ve Afganistan’da her gün böyle onlarca olay olması ve insanların yaralanması, bu olayı da muhtemelen onlardan biri gibi görmeye yol açmıştır. Ama küçücük bir “stajyer muhabir” dikkati, olayın diğerlerinden farklı boyutlarını görmeyi sağlardı: Ateş açan işgal kuvvetleri değil, yerel idarenin polisidir. Ateş açılıp öldürülenler suikast veya sabotaj eylemine kalkışmış isyancılar değil, yerli ahalidir. Gösteri yapanlar Türk, gösteriyi bastıranlar yerel yönetimdeki hakim Tacik ve/veya Peştun etnik unsurlardır. Yani ateş açanla, ateş açılan arasında etnik farklılık vardır.
Afganistan’da Türkleri sindirmeye yönelik baskıların artacağının işareti sayılmak gereken bu olayda hayatını kaybeden soydaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yararlılarımıza da acil şifalar diliyoruz. Basınımızı olaya gereken ehemmiyeti vermeye, Dışişlerimizi de Afganistan resmi makamları nezdinde olayı sorgulamaya davet ediyoruz.
Prof. Dr. Orhan Kavuncu
Türk Ocakları Genel Sekret

23 Mayıs 2007 Çarşamba




***************************************








Tarih: 27 Nisan 2007
Yer: Genel Kurmay Başkanlığı

Konu: Cumhurbaşkanlığı Seçimi
Bildiri:Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne Mutlu Türk’üm Diyene !” anlayışına karşı çıkan herkes, Türkiye Cumhuriyetinin düşmanıdır. Ve öyle kalacaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri, bu konudaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir.”
Tarih: 19 Aralık 1992
Yer: Türkiye Gönüllü Kültür Teşekkülleri Toplantısı
Konu: Türkiye’nin milli bütünlüğü ve güvenliği
Konuşmacı: Refah Partisi Kayseri milletvekili Abdullah Gül:” Ne mutlu Türk’üm diyene lafını tutup heryere yaza yaza Türkiye aslında ilkel bir hale dönmüştür.” 02.05.2007 Yeniçağ Gazetesi

.....

BEHİÇ KILIÇ
SİZ Çankaya’ya çıkamadı iseniz bunun sebebi bu işi bilmediğiniz ve beceremediğiniz içinder ve bu sonuç ayaklarınızın yerden kesildiğinin en büyük göstergesidir!.. Hiç öyle “Vah benim demokrasim” göz yaşları ile vaziyeti kurtarmaya çalışmayınız beyim!...
Sadece yakın plan müritleriniz buna inanmış gibi yapar!..
Aha işte hesap ortada!..
Siyasi gücünüzü, Erkan Mumcu, daha yeni şöyle özetlemişti...
Hala mağduriyet edebiyatı yapıyorlar. Neyin mağduriyeti? Bize zenci muamelesi yapılıyor. Söylemeye çalıştıkları şey bu. Türkiye’nin neredeyse bütün ilçe belediyeleri AKP’nin elinde mi? Evet. En azından yüzde 80’i AKP’nin elinde, belde belediyelerinin yüzde 70’i AKP’nin elinde. İl belediyelerinin yüzde 95’i AKP’nin elinde, Büyükşehir belediyelerinin yüzde 99’u AKP’nin elinde, Meclis’in yüzde 65’i AKP’nin elinde. Başbakan AKP’den, Meclis Başkanı AKP’den, Hükümet AKP’den, on binlerce bürokrat atamışlar hepsi kendi siyasi düşüncelerinden. Hala Türkiye bütün bunları vermiş dört buçuk senedir de verdikleri ‘işe yarasın’ diye bekliyor. Hala bir mağdur edebiyatı. Neyi versin bu memleket daha size?”
*
BÖYLESİNE büyük bir güce sahip olan siyasi lider, TBMM’deki yüzde 65 üstünlüğüne rağmen, son derece de kolay olmasına rağmen cumuhurbaşkanını seçtirememişse...
Kendi ağzı ile sıkı sık “Erken seçim olmayacak, erken seçim istemek vatana ihanettir” demeçleri verip, ardından telaş içerisinde, tarihi tartışmalı bir seçim kararında çıkış yolu aramaya dalarsa...
Kendisi “sıcaklığının casibesinden ötürü” yapamasa bile, buna oy verenlerin “yeterliliğini” sorgulamaları şarttır...
Tayyip, kendi çıkamasa bile adayını Köşk’e çıkaramamasını, Meclis’teki iki siyasi lideri Ağar ve Mumcu’yu yok saymasındaki tutumunda aramalıdır.
DYP Lideri Ağar’ın, “Başbakan bütün zamanlarda kibirli duruşuyla gezdi durdu...” demesi bir ip ucudur... Şöyle yazmıştık; “Dört küsur senedir Erdoğan memlekete şu mesajı vermiş; ‘Beraber yürüdük bu yollarda, şu karşıdaki koca dağları ben yarattım, yanındaki bitişik dağlar da Abdullah’ın eseridir!..”
*
SONUÇTAKİ beceriksizliği tabana ‘izah’ için sarıldıkları da türbandır biliyorsunuz!.. “Türbanı Çankaya’da istemediler!.. Bu yüzden seçimlerde bize daha da güç verin!..”
Sanki bilgisayar oyunundalar!.. Oyun bittimi sıfırdan yeniden başlayıver!.. Bas milletin düğmesine hadi yeniden!..
Türban işini geçiniz!..
Neden CHP Lideri’nin onayladığı Abdüllatif Şener’in adını hiç telaffuz etmediler?.. Neden Şener dışlanmış gibidir?..
Mehmet Ağar şöyle anlatıyor durumlarını: “Sadece darbe olduğunda, düşündüğünde demokrasiyi hatırlaması AKP’nin de huyu haline gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçimi bir siyasi meseledir. Her şeyden önce bu tespiti yapmak gerekir, mesele bir siyasi meseledir, meseleye bakış açımız şudur, eşinin başörtülü olması öne çıkarılarak Sayın Gül’ün Cumhurbaşkanı olması için gayret gösterenler 4.5 yıl boyunca bu gayretlerinin yarısını göstermiş olsalardı, bugün fukara çocukları başörtüleri ile eğitim görüyor olacaklardı.”
Tayyip ve ekibi, vatandaşın anası ile babası ile meydanları neden doldurduğunu görmek zorundadır... 07.05.2007 Tercüman

18 Mayıs 2007 Cuma








***