14 Aralık 2007 Cuma

İsrail insanlık suçu işledi


BM Çocuk ve Silahlı Çatışmalar Özel Temsilcisi Radika Coomaraswamy, İsrail'in geçen yıl Lübnan'da Hizbullah'a karşı yürüttüğü savaştaki eylemlerinin çoğunun, uluslararası hukukun ihlali olduğunu söyledi. Radika Coomaraswamy, Beyrut'ta gazetecilere yaptığı açıklamada, geçen yıl İsrail askerlerinin kuşattığı Bint Cbeyl'e bağlı bir köydeki yıkım karşısındadehşete düştüğünü belirterek, Ortadoğu gezisinde bir sonraki durağı olan İsrail'de bu konuyu hükümetle görüşeceğini bildirdi. Coomaraswamy, İsrail'in savaş sırasında milyonlarca misket bombası kullanmasına da atıfta bulunarak, "Mesajın çok açık olduğunu düşünüyorum; sivillere saygı göstermek ve sivillerle savaşçılar arasında ayrım yapmak" şeklinde konuştu. İsrail'in Hizbullah'a karşı yürüttüğü savaşta 1200'den fazla Lübnanlı, 120 İsrail askeri ölmüştü.

19 Kasım 2007 Pazartesi

Kaçak Elektrik Oranları


Doğuda elektriğin yüzde 64'ü kaçak

Özelleştirme İdaresi elektrikte kayıp kaçak haritası çıkardı. Dicle bölgesinde kayıp kaçak oranının yüzde 64.3'le rekor düzeyde olduğu ortaya çıktı

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), 20 elektrik dağıtım bölgesinin özelleştirilmesi öncesinde Türkiye'nin elektrikte kayıp - kaçak haritasını çıkardı. Buna göre, kaçak elektriğin en fazla olduğu dağıtım bölgesi yüzde 64.3'lük kaçak oranıyla; Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şanlurfa, Batman ve Şırnak'a elektrik dağıtan Dicle bölgesi oldu.
Türkiye genelinde, dağıtılan elektriğin yüzde 17.8'ine denk gelen 20 bin 181 gigawatt / saat(gwh) enerjinin kayıp - kaçak kapsamına girdiği belirlendi.

93 bin 196 gwh satıldı
Elektrik dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesi için düğmeye basan ÖİB ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin (TEDAŞ) hazırladığı raporda, 2005 verilerinden yola çıkılarak 20 bölgedeki kayıp - kaçak oranı, abone sayısı, dağıtılan elektrik miktarı, tüketim oranları gibi yatırımcılara ışık tutacak bilgilere yer verildi.
Buna göre, kayıp - kaçak oranının en yüksek olduğu bölge olan Dicle'de, alınan 11 bin 219 gwh elektriğin sadece 4 bin 3 gwh'si satıldı. Geriye kalan 7 bin 216 gwh'lik elektrik hem iletimdeki kayıp hem de kaçak elektrik kullanımı nedeniyle faturalandırılamadı.
Dicle bölgesini yüzde 62.1'lik kayıp - kaçak oranıyla Van Gölü, yüzde 31.7 ile Aras, yüzde 16.2 Boğaziçi, yüzde 14.4 ile Çoruh ve yüzde 14.3 ile Fırat elektrik dağıtım bölgesi izledi. Dağıtım bölgelerinin aldığı toplam 113 bin 376 gwh elektriğin 93 bin 196 gwh'si satılırken, 20 bin 181 gwh'si kayıp - kaçak oldu.

Osmangazi'de en az
Kaçak elektrik oranının en düşük olduğu yer ise, yüzde 6.9'la Afyon, Bilecik, Eskişehir, Kütahya, Uşak illerini kapsayan Osmangazi bölgesi oldu.
Osmangazi bölgesinde alınan 3 bin 670 gwh elektriğin 3 bin 418 gwh'si satılırken, kayıp - kaçak nedeniyle bedeli tahsil edilemeyen elektrik miktarı 252 gwh oldu.
Rapora göre, 20 dağıtım bölgesinde en fazla elektrik tüketimi sırasıyla Boğaziçi (İstanbul ili Avrupa yakası), Toroslar (Adana, Mersin, Osmaniye, Hatay, Gaziantep, Kilis), Gediz (İzmir, Manisa) ve Başkent (Ankara, Kırıkkale, Zonguldak, Bartın, Karabük, Çankırı, Kastamonu) oldu. En düşük elektrik tüketimi de 757 gwh ile Van Gölü bölgesinde gerçekleşti.
Rapora göre; kayıp - kaçak elektriğin dağıtım bölgelerini alan işletmecilerin gelirini olumsuz yönde etkilemesinin ve bölgesel farklar yaratmasının önüne geçilecek.
Bölgeler arası fiyat eşitsizliğini önlemek için, ilk dönemde "ulusal tarife" uygulaması devam edecek.

İşte elektrikte kayıp kaçağın fotoğrafı

DİCLE
Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Batman, Şırnak
Kaçak (Gwh) 7216
Yüzde (%) 64.3

VANGÖLÜ
Bitlis, Hakkari, Muş, Van
Kaçak (Gwh) 1241
Yüzde (%) 62.1

ARAS
Ağrı, Erzincan, Erzurum, Kars, Bayburt, Ardahan, Iğdır
Kaçak (Gwh) 615
Yüzde (%) 31.7

ÇORUM
Artvin, Giresun, Gümüşhane, Rize, Trabzon
Kaçak (Gwh) 279
Yüzde (%) 14.4

FIRAT
Bingöl, Elazığ, Malatya, Tunceli
Kaçak (Gwh) 274
Yüzde (%) 14.3

ÇAMLIBEL
Sivas, Tokat, Yozgat
Kaçak (Gwh) 178
Yüzde (%) 10.3

TOROSLAR
Adana, Mersin, Osmaniye, Hatay, Gaziantep, Kilis
Kaçak (Gwh) 1513
Yüzde (%) 13.1

MERAM
Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Aksaray, Konya, Karaman
Kaçak (Gwh) 332
Yüzde (%) 7.1

BAŞKENT
Ankara, Kırıkkale, Zonguldak, Bartın, Karabük, Çankırı, Kastamonu
Kaçak (Gwh) 1004
Yüzde (%) 11.1

AKDENİZ
Antalya, Burdur, Isparta
Kaçak (Gwh) 412
Yüzde (%) 9.3

GEDİZ
İzmir, Manisa
Kaçak (Gwh) 727
Yüzde (%) 7.1

ULUDAĞ
Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Yalova
Kaçak (Gwh) 674
Yüzde (%) 10.1

TRAKYA
Edirne, Kırklareli, Tekirdağ
Kaçak (Gwh) 336
Yüzde (%) 9.9

AYEDAŞ
İstanbul ili Anadolu Yakası
Kaçak (Gwh) 734
Yüzde (%) 10.4

OSMANGAZİ
Afyon, Bilecik, Eskişehir, Kütahya, Uşak
Kaçak (Gwh) 252
Yüzde (%) 6.9

SAKARYA
Sakarya, Bolu, Düzce, Kocaeli
Kaçak (Gwh) 578
Yüzde (%) 12.3

BOĞAZİÇİ
İstanbul İli Avrupa Yakası
Kaçak (Gwh) 2730
Yüzde (%) 16.2

MENDERES
Aydın, Denizli, Muğla
Kaçak (Gwh) 403
Yüzde (%) 9.1

GÖKSU
Adıyaman, Kahramanmaraş
Kaçak (Gwh) 283
Yüzde (%) 10.7

YEŞİLIRMAK
Amasya, Çorum, Ordu, Samsun, Sinop
Kaçak (Gwh) 399
Yüzde (%) 11.8

TOPLAM Kaçak 20.181 Yüzde: 17.8
Bölgelere göre kayıp - kaçak elektrik miktarı ve toplam alınan elektrik miktarı içerisindeki payı.

30 Ekim 2007 Salı

Nereden nereye!..

Nereden nereye!..

21'inci yüzyılın Türklerin Yüzyılı olacağı iddiasıyla 20'inci yüzyılı uğurlamıştık. Umutluyduk...

Sovyetler Birliği dağılmış ve bağımsız Türk devletleri ortaya çıkmıştı. Yıllarca Esir Türklere Özgürlük diye haykırarak yollarını gözlediğimiz kardeşlerimiz, bağımsız devletlerini kurmuşlar, özgür olmuşlardı. Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar, geniş bir coğrafyada ekonomik, kültürel ve siyasi nüfuz alanımızı genişletecek rahat bir iklim ortaya çıkmıştı.

Demokrasiyle tanışma imkanı bulamamış, teknolojisini yenileyememiş, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını pazara taşıyamamış, uzun yıllar dünyadaki gelişmelere kapalı kalmış kardeşlerimize, sahip olduğumuz imkanları götürmek ve onlarla kenetlenmek için tarihi bir fırsat yakalamıştık!..

İki kutuplu dünyanın ortadan kalkmasıyla birlikte, Ortadoğu ve Asya üzerinde ittifak arayışları içinde olan ABD ve AB, gözlerini Türkiye'ye çevirmiş, bizim üzerimizden o bölgelerde ittifaklar oluşturmayı düşündüklerini telaffuz etmeye başlamışlardı.

Rusya bile yaklaşık yüzyıl birlikte olduğu toplumların kurduğu devletlerle olan ilişkilerinde Türkiye'yi dikkate alan bir bakış açısını hissettiriyordu.

Yakamıza yapışan bölücü terörü önemli ölçüde temizlemiştik. Suriye başta olmak üzere, bölge ülkeleriyle aramızdaki problemleri asgariye indirecek bir süreci çalıştırma niyetimiz karşılık bulmuştu. Bölgesel bir güç konumuna gelmemiz için pürüz oluşturacak konular yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlamıştı.

Gürcistan, Romanya, Bulgaristan gibi ülkelere kredi açarak bu vesileyle o ülkeleri uluslararası platformlarda arkamıza almayı bile düşünebiliyorduk.

Yeni kurulan Türk cumhuriyetlerinin yöneticileri tarafından yapılan aynı millet, iki ayrı devlet türü açıklamaların sıcaklığıyla 300 milyonluk bir pazarın kapısının açıldığını görüyorduk.

Avrupa ile Asya arasında enerji köprüsü olabilmemizi sağlayacak, başta Bakü-Ceyhan Boru Hattı olmak üzere, birçok uluslararası projede söz sahibi olacak güçte görünüyorduk.

Dostumuz ve düşmanımız bizi bir dev uyanıyor düşüncesiyle izliyordu. Ağabeyleri olduğumuzu iddia ettiğimiz ülkeler, neredeyse tüm imkanlarını önümüze koymuş bize ümitlerini bağlamıştı. Kimi ordumu, kimi bankacılık sistemimi kur diyordu. Kimileri ise pamuğunun, petrolünün, altınının satılmasına yardımcı olmamızı istiyordu.

Velhasıl, 20'inci yüzyılın son on yılındaki Türkiye fotoğrafının özeti buydu. 21'inci yüzyıla bu imkanlarla merhaba dedik!..

Dedik de ne oldu?

2007 yılına geldiğimizde, yukarıda ifade etmeye çalıştığım imkanların tamamını tüketmiş, ianeye muhtaç, tefecinin kanını emdiği, elindeki avucundakini yok pahasına yapancılara peşkeş çeken, üretmeyen, cinnet kültürünün tırmandığı, AB kapısından içeri girmek için yalvaran, Türk dünyasına arkasını dönmüş, AB ve ABD'nin direktifleriyle hareket eden, aşağılanan, terörün hemen her gün can aldığı, Barzani'nin efelenme cesareti bulabildiği, sınırlarının üzerine hesap yapılan, bir Türkiye fotoğrafıyla karşı karşıya kaldık.

Vah ki vah…

Bırakın 21'inci yüzyılın Türk Yüzyılı olmasını, Türkiye'nin, dünyada yaşananları ve yaşanacakları planlayanların masasına, bir yanaşma gibi bile oturamadığı, bu sonucun mimarı kimdir?

Tabi ki, anayasayı değiştirecek sayıda milletvekiline sahip, 59 ve 60'ıncı AKP hükümetinin kadroları ve onların 5 yıldır uyguladığı politikalardır.

Enkaz edebiyatı ile iktidara gelen AKP, Türkiye'yi, Talabani isimli peşmerğe başının kedisini bile laik görmediği bir enkaza dönüştürmüştür. Yazık…

Muhabbetle…


___________________________________
Gürcan DAĞDAŞ

RAHATÇA KÜFÜR EDEBİLMEK İÇİN SPONSOR ARIYORUM

Kapatılan DEP eski Milletvekili Leyla Zana, terörist başı Abdullah Öcalan’dan Kürt lideri diye Kürtçe lisanı ile söz ederek,

“Ben Türkiye’ye onu affedin diyeceğim ama zaten o bunu kabul etmez. 9 yıl adaya
aldınız halktan kopardınız. Eğer o halkı ile bir araya gelip özgürce siyaset
yaptıktan sonra o zaman da Kürtler silaha sarılırsa, onlara karşı ilk mücadeleyi
ben veririm
” demiş.

Şimdi Yüce Rabbime sitem ediyorum;

“Yüce Allah’ım ya beni paralı birisi yapsaydın. Yada bu kahpe döllerini, dağ artıklarının, mağara yosmalarının cezalarını bu dünyada insanlığın önünde verse idin.

Sen her şeyi bilensin içimden neler geçtiğini de elbette biliyorsun. Ama şu kahrolası (Basın yasası) yüzünden şöyle ağız tadınca, üstürubunca hak ettikleri güzel küfürü maalesef edemiyorum. “

Şimdi şu acizane köşemden bu satılmış kahpelerin ağzının payını verebilmek için, Küfürümü rahatlıkla söyleyebilmek için, tazminatımı ödeyecek bir babayiğit, bir sponsor arıyorum.

Kimse kusuruma bakmasın, artık sözcüklerin bittiği bir noktadayım.

.....Ve benim gibi onlarca milyonların olduğunu da gayet iyi biliyorum.

Allahtan ki; vesikalanmayan suça daha ceza verilmiyor.

Onun için de her kes şunlara neler dediğimi gayet iyi anlıyor.

Şimdilik kalın sağılacakla...



Selami Türkmen

27.10.2007 – Erzurum


SUÇLU BULUNDU:ÜLKÜCÜLER

Medya suçluyu buldu.Ülkücüler.

Son zamanlarda Millet olarak bölücü teröre gösterilen tepki fincancı katırlarını ürkütünce bir önlem alma gereği duyuldu.Önce öğrencilerin Pkk aleyhindeki mitinglere gitmesi yasaklandı ardındanda medyamız sokaklara dökülen vatandaşlara saldırmaya başladı.Bayrak asanından tutunda kahrolsun pkk diyenlere kadar Türk evladı hedef tahtasına oturtuldu.Cengiz Çandarlardan Nazlı Ilıcaklara,Can Dündar dan Perihan Madanlara varıncaya kadar köşe yazarları bu tip mitinglere katılanları linç kültürüne sarılmakla suçladı.Mitinglere ön plana çıkan ülkücüler provakatörlükle itham edildi..Ama apo salınsın Pkk siyaset yapsın,arkamızda cudi var,pkkye örgüt diyemeyiz diyenlere ses çıkaran olmadı.Bu ülkede medya ve pkk haklı devlet ve vatandaş haksız.Acaba ülkemizi medya yönetse kaç dakikada memlekeeti satar?....

26 Ekim 2007 Cuma

Genelkurmay: Şemdinli'de 30 terörist öldürüldü

Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada Şemdinli'de 30 teröristin öldürüldüğü bildirildi.


Açıklamada şöyle denildi:

"23 Ekim 2007 günü saat 22:00 sıralarında, Türkiye-Irak sınırı üzerinde konuşlu Yeşilova Hudut Karakolu tarafından, kalabalık bir terörist grup saldırı hazırlığı halinde iken tespit edilmiş ve terörist grup tank, topçu ve diğer ağır silahlarla anında ve yoğun şekilde ateş altına alınmıştır.

Bu durum karşısında Irak topraklarına kaçmaya başlayan terörist grup, ateşlerle takip edilmiştir.

Olaydan sonra bölgedeki kaynaklardan ve diğer vasıtalardan elde edilen istihbarat bilgilerinden, 30’dan fazla teröristin etkisiz hale getirildiği değerlendirilmiştir. Arazi arama ve tarama faaliyetleri devam etmektedir.

Türk Silahlı Kuvvetleri dün olduğu gibi bugün ve yarın da vatanın bütünlüğü ve milletin huzuru için üzerine düşen görevi kahramanca, canı ve kanı pahasına yapmaya devam edecektir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur. "

Başbakan'ın uçağına binmenin kriterleri?

Geçmişte Başbakanlık uçağına binmenin bugünkü gibi özel kriterleri yoktu.
Turgut Özal’dan Yıldırım Akbulut’a, Mesut Yılmaz’dan Süleyman Demirel’e, Tansu Çiller’den Necmettin Erbakan ve Bülent Ecevit’e kadar AKP öncesi makamda oturan istisnasız bütün Başbakanların çağrısıyla bu uçağa bindim ve onlarca seyahate katıldım.
Çağrılış sebebim sadece gazeteci olmamdı.
Özalcı değildim ama, Özal’ın davetini aldım.
Çiller’e muhaliftim ve aleyhinde yazılar yazıyordum ama yine çağrıldım.
Erbakancı hiç olmadım ve eleştirdim ama gel dediler.
Sol’da değilim ama Ecevit’in vazgeçilmez ismiydim.
Yani geçmişteki davet kriteri, sadece gazeteci olmakla sınırlıydı.
Bu kriter istisnasız herkese de eşit biçimde uygulanırdı.
Canlı örnek, yukarıda sunduğum gibi benim.
Gelelim bugüne?
Yok, bugün pek çok şey gibi, Başbakanlık uçağına binmenin kriterleri de değişmiştir.
Dün bu uçağa binmek için gazetecilik yeter bir özellik iken, bugünkü fotoğraf tam bir faciadır.
Peki ne mi gerekiyor bu uçağa davet edilmek için?
İşte Tayyip Erdoğan’ın uçağına çağrı almak için olması gereken özellikler, ya da daha doğru bir ifade ile bu uçağa çağrılanların ortak özellikleri:
1) Tarikat ve cemaat medyalarının mensubu olanlar.
2) İkinci Cumhuriyetçiler.
3) TSK ile kavgalı ve mahkemelik olanlar.. (Vakit ve Hasan Karakaya örneği.)
4) AB’ye yandaş olanlar... (Avrupa Birliği’ni istemeyen uçağa alınmıyor.)
5) Atatürk’ü aşağılayan yazarlar çağrılırken, AKP’yi zerre eleştirenler çağrılmıyor.
6) Antiamerikancılar uçağa binemiyor.
7) Barzani ve Talabani karşıtları davet almıyor.
8) Barzani ve Talabani ile iş ortağı olduğu iddia edilen isimler ise baş köşede oturtuluyor. (Cengiz Çandar örneği)
9) ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diye slogan atanlar davet alıyor ve saygın konuk muamelesini görüyor.
10) ‘Hepimiz Türküz’ diyen Milliyetçi-Türkçü hiç bir yazar davet almıyor.
11) Sansüre boyun eğenler çağrılırken, ona karşı çıkanlar dışlanıyor.
12) ‘Sözde değil, özde laiklik gerek’ diyenler tamamen kadro dışı.
13) Tayyip Erdoğan’a eleştiri yöneltenin, Başbakanlık uçağına binme şansı milyonda bir bile değil.
14) Başbakan’a hoşlanmadığı soruyu sorma potansiyeli olan da asla binemez.
Evet gördüğünüz gibi artık Başbakanlık uçağına binmeniz için bu ve benzeri özellikleri taşımak gerekiyor.
Yukarıda da belirttik. Dün bunlar yoktu. Dün o uçağa binmek için sadece gazeteci olmak yetiyordu. Bugün yetmiyor.
İşte AKP ve Tayyip Erdoğan’ın çoğulculuktan, özgür basından ve söz etme hürriyetinden ne anladığı ortadadır.
Ve bu Tayyip Erdoğan, bir de AB’ci ve özgürlükçü kesilmiyor mu, çıldırasım geliyor!



S.ÖNKİBAR

25 Ekim 2007 Perşembe

Sivasspor Lider




18 Eylül 2007 Salı

Plan Yapmayın Plan

Plan Yapmayın Plan




Mithat SAYAR


İsmail Türüt bir eser seslendirdi yer yerinden oynadı.


Neymiş efendim Faşist ruhlarla yazılmış.


Neymiş efendim ayrılıkçık duygularını pekiştiriyormuş.


Neymiş efendim halkı ayrıştırıyor, tahrik ediyormuş.


Neymiş efendim Ogün ve Yasin’e methiyeler diziyormuş.


Ozan Arif güzel yazmış, İsmail Türüt’te güzel seslendirmiş. Her kelimesinin altına imzamı harfiyen atıyorum. Eseri dinleyen bir kişide video yaparak video paylaşımı olan Youtube denilen sitede yayınlamış. Yayınlanınca kızılca kıyamet koparılmaya başlandı. Pes doğrusu bu bahsettiğiniz sitede bir gezinde nelerin olduğuna bir göz atın.


Youtube dediğiniz sitede Mehmetçikleirmizi şehit eden PKK’nın her türlü propagandası yapılıyor buna ses yok, Atatürk’e hakaretler var kimsede ses yok, Türkiye’ye kin ve nefret var ses seda yok, Alparslan Türkeş’e hakaret var ses seda yok, Türk Milletinin incisi askeriyeye çirkin iftiralar var ses seda yok, ama vatan sevdalısı bir eserin videosu yayınlanınca KIYAMET kopuyor. İsmail Türüt linç edilmek isteniyor. Eseri yazan Ozan Arif linç edilmek isteniyor. Ülkede o kadar ihanete rağmen görevlerini yapmayanlar bu eser incelemeye alıyorlar, soruşturma açıyorlar. Eserde ne deniliyor ki vatan sevgisi ve ülkede oynanan oyunları ortaya koyan bir çalışma.


Neden birileri bu eserden rahatsız oldular acaba?


Sokaklarda PKK’yı simgeleyen çaput parçaları ile yürüyenlere, bebek katili APO’nun resimleri ile dolaşanlara, askere, polise kurşun sıkanları kardeş ilan edenlere, devletin imkanlarıyla terörist leşini taşıyanlara, PKK’ya terör örgütü diyemeyenlere sesini çıkarmayanlar vatan sevdasını anlatan bir destan için havlıyorlar, saldırıyorlar. Hemde kadrolu bir şekilde.. Amaçları Türkiye Sevdalılarını, Türk Milliyetçilerini yıldırmak….


Bu ülkede ERMENİYİZ diye bağıranlara sesi çıkmayanlar “Ne Mutlu Türk’üm diyene” diyen herkesi ırkçı, faşist ilan ediyorlar.


El insaf bu kadarı da olmaz artık.


Bu memleket sahipsiz değil…


Bu memleketi seven vatan sevdalısı olan İsmail Türüt gibi, Ozan Arif gibi nice koç yiğitler var onlar sahipsiz değiller. Bu vatan dünya döndükçe varolacak, yüce Türk Milleti her dem yeniden doğacak.


Bizler ne İsmail Türrüt’ü bitirmenize izin veririz, ne de Ozan Arif’i…


Bugün onlara yapılmak istenen linç aslında Yüce Türk Milletine yapılmak isteniyordur.


Herkes aklını başına alsın ve Türk’ün sabrını sınamasın.


İsmail Türüt ve Ozan Arif yalnız değildir.

Onların yanında, arkasında Yüce Türk Milleti vardır.


Destanı gelin birde buradan okuyalım, hem de bağıra bağıra….


Plan Yapmayın Plan
Gitmez Karadeniz’de
Kahpelik yalan dolan
Tutmaz Karadeniz’de



Bırakın çan çalmayı
Ermenici olmayı
Millet böyle dolmayı
Yutmaz Karadeniz’de



O gün öyle desinler
Bugün böyle desinler
Fatihalar, Yasinler
Bitmez Karadeniz’de



Şerefini Şanını
ortaya kor canını
Hiç kimse vatanını
Satmaz Karadeniz’de



Anladık var öcünüz
Belli kuyruk acınız
Kargaşaya gücünüz
Yetmez Karadeniz’de



Vatan satsa bir kişi
Anında biter işi
Türk ve İslam güneşi
Batmaz Karadeniz’de...





NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE……..
İZMİR Barosu Başkanı Nevzat Erdemir, ‘Plan yapmayın plan’ isimli şarkısı nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan türkücü İsmail Türüt'e yönelik eleştirilere katılmadığını belirterek, “Yurtsever duyguları şiirle, şarkıyla dile getirmek kutlanması gereken bir davranıştır'' dedi. İzmir Barsou Başkanı Avukat Nevzat Erdemir, İsmail Türüt'ün, Ozan Arif'in sözlerini yazdığı ‘Plan yapmayın plan’ isimli şarkısını dinlediğini ve şarkıda gazeteci Hrant Dink ve Rahip Santoro cinayetlerini öven bir unsur görmediğini söyledi. Şarkıda, ABD Başkanı George Bush'a, bölücülüğe ve ‘Türkiye ile ilgili oynanan oyunlara’ göndermelerin olduğunu dile getiren Erdemir, “Yurtsever olmak ve yurtsever duyguları şarkıyla, şiirle, resimle, yazıyla ifade etmek kutlanması gereken bir davranıştır. Türkiye’de bir süreden beri yurtsever olmak, ulusal değerleri savunmak, neredeyse aşağılanan bir davranış haline geldi. Düşünce ve kanaatleri şarkıyla, besteyle açıklama ve yayma özgürlüğü vardır. Sözlerde kesinlikle bu cinayetlerin olumlanması söz konusu değildir. Bu yöndeki eleştirileri samimi bulmuyorum. Şarkıda ABD Başkanı Bush'a göndermeler var. ABD'nin Afganistan'da, Lübnan'daki hukuk dışı uygulamaları herkesin gözü önündedir'' dedi.

15 Ağustos 2007 Çarşamba

Açeh,Türk Bayrağını kendi bayrağı yapıyor...


Endonezya Aceh'te müthiş Türk sevgisi... Tsunaminin yıktığı Aceh'i, Türk Kızılay'ı adeta yeniden inşaa etti Aceh yönetimi de Endonezya bayrağının kırmızı bölümüne, ay yıldız koyma kararı alarak minnetini gösterdiTsunami felaketinden sonra Endonezya ve Sri Lanka'daki yardım faaliyetlerine Türkiye damgası vuruldu... Arkasına Başbakanlık desteğini alan Kızılay'ın yaptığı sosyal konutlar, "Türkiye, Türkiye" sloganları ve sevgi gösterileri arasında hak sahiplerine teslim edildi. Türk Kızılay'ı 2 yılda Sri Lanka'da 450 konut, 1 okul ve Budist tapınağı ile arıtma tesisleri yaptı. 4 camiyi onardı. Endonezya'da ise 1052 konut, 4 okul ve sosyal tesisler inşa edildi. Tsunamiden zarar gören Rahmatullah Camii'nin onarımı da, Türk Kızılay'ı tarafından gerçekleştirildi.
bakan şahin dinçer e SEVGİ
Yüzyılın felaketinin 2. yıldönümünde Kızılay'ın yaptığı inşaatlar, Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin ile Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in de katıldığı törenlerle teslim edildi. Törenlerde yapılan konuşmalarda Türkiye'ye şükran duyguları iletildi, "Türkiye, Türkiye" sloganları atıldı. Türk bayrakları dalgalandı. Yerel halk, Kızılay’a sevgi gösterilerinde bulundu. Bu arada, Endonezya'nın Aceh Eyaleti'nde çocuklardan oluşan bando, defalarca 10'uncu Yıl Marşı'nı çaldı.
YENİ YÖNETİMİN ŞÜKRAN JESTİ
Öte yandan Endonezya'nın Aceh Eyaleti'nde seçimlerle işbaşına gelen yeni yönetim, Türk Bayrağı'nı yerel bayrak yapmayı kararlaştırdı. Üç ay sonra göreve başlayacak olan ve "Jön Türkler" olarak adlandırılan yerel yöneticiler, Parlamento'da ilk iş olarak bayrak değişikliği kararını alacaklar. Endonezya Milli Bayrağı'nın bir köşesine, ay yıldızlı Türk Bayrağı'nı yerleştirecekler. Bu değişiklikle Aceh semalarında, ay yıldızlı Türk Bayrağı dalgalanacak
.
Emin PAZARCI / ENDONEZYA

Yola devam

Erdoğan, ''Her şey daha iyi olacak. Yola devam'' diyerek koltuğa bir kez daha oturdu. Ancak yatırım yapmayan, her şeyi yabancılara havale eden AKP politikasının korkunç sonuçları Türkiye'ye fena vuruyor.Korkutan tabloHÜKÜMETİN yılllardır uyguladığı Türk parasının değerini yüksek tutarak yabancı sıcak parasını ülkeye getirmesinin acı sonuçları ortaya çıkıyor. ABD'de mortagage şirketlerinin nakit sıkıntısına girmesiyle derinleşen uluslararası mali piyasalardaki krizin Türkiye gibi yükselen piyasaları bu defa kötü vurabileceği uyarısı yapıldı. Uzmanlar, krizin bu defa Türkiye gibi piyasaları kurtarmamız çok zor olacak" görüşünü ifade ettiler.Enerji krizi kapıda DÜNYA Bankası ise hazırladığı bir raporla Türkiye'yi uyardı: "Santrallar alarm veriyor, elektrik ve gaz kesilebilir." DB raporunda, seçim öncesi elektrik kesintilerini önlemek için santral rehabilitasyonlarını askıya alması eleştiri konusu yapılırken, "Santralların kullanım kapasitesi düşük, bir an önce bakıma alın ve özelleştirin" denildi. Banka, özel sektörün elektriği kamudan düşük fiyata aldığını, ürettiği elektriği ise yüksek tarifeden satarak kâr ettiğini belirtti.Faiz lideri TürkiyeTÜRKİYE ekonomisinin faize bağlı olduğu ve bütüçenin tamamına yakınının faizlere gittiği belirtilirken hazırlanan yeni bir çaşma korkunç durumu ortaya serdi. Türkiye faizci ülkelerin başında geliyor. Türkiye 42 ülke arasında yatırımcıya en yüksek faizi veren ülke çıktı. 3 ay vadede en yüksek faiz yüzde 19,14'le Türkiye'de. Türkiye'yi yüzde 11,93'le Brezilya takip ediyor. Şili, Arjantin gibi ülkelerde Türkiye'den daha az faiz verirken, en düşük faizi yüzde 0,63'le Japonya ödüyor. Macaristan'da ise faizler yüzde 7,66 olarak belirleniyor. Çalışmaya göre Rusya'daki faiz oranları yüzde 10 düzeyini aşmazken, son dönemde yaşadığı iç karışıklıklarla gündeme gelen Pakistan'da faizler yüzde 9,56'de bulunuyor. 2000'li yıllarda yaşadığı ekonomik krizle gündeme gelen Arjantin'de ise faizler haziran sonu itibariyle yüzde 9,25 oldu. Macaristan'da ise faizler yüzde 7,66 olarak belirleniyor. Suudi Arabistan'da da 3 ay vadede yüzde 5,04 düzeyinde faiz uygulanırken, Hong Kong'ta yüzde 4,43 faiz veriliyor. Kanada'daki faiz oranları yüzde 4,42, Danimarka'daki faiz oranları da yüzde 4,4 düzeyinde bulunuyor. Belçika'da da 3 aylık vadede yüzde 4,22 faiz veriliyor. EURO BÖLGESİ FAİZLEREuro bölgesinde faizler ise ortalama yüzde 4,16 düzeyinde bulunuyor. Buna göre Avusturya'da, Fransa'da, Almanya'da, Yunanistan'da, İtalya ve Hollanda'da faizler yüzde 4,16 düzeyini aşmıyor. Malezya'da üç aylık faizler yüzde 3,62 olarak belirlenirken, İsveç'te faiz oranları yüzde 3,42 düzeyinde. Son dönemdeki ekonomik büyümesiyle dikkat çeken Çin'de faizler yüzde 3,08'ken, Çek Cumhuriyeti'ndeki faiz oranları yüzde 2,97'yle sınırlı. Tayvan'da yüzde 2,6 olan faizler, Singapur'da yüzde 2,55'e inerken; İsviçre'de yüzde 2,54 düzeyinde bulunuyor. En düşük faiz ise Japonya'da uygulanıyor.

ATATÜRK RESİMLERİ KALDIRILIYOR


AB uyum yasaları çerçevesında Atatürk resümleri devlet dairelerinden kaldırılıyor.AB komiserlerinin yoğun baskısı nedeniyle geri adım atan AKP hükümeti resmi dairelerdeki Atatürk resimlerini kaldırıyor.Müzakerelerle Atatürk ün arasında ne alakası olduğu bilinmezken Atatürk ün emperyalizmi Ege sularına gömmesinin intikamının alındığına işaret ediliyor

12 Ağustos 2007 Pazar

8 Ağustos 2007 Çarşamba

Hava Durumu

5 Ağustos 2007 Pazar

2 Ağustos 2007 Perşembe

IRAK'TA TÜRK KATLİAMI SÜRÜYOR

ITC Yengice Bürosuna Silahlı saldırı düzenlendi. Saldırı sonucu 6 kişi şehit oldu, 6 kişi de yaralandı. Hain saldırı da ITC sorumlusu ağır yaralanırken, ITC sorumlusunun oğlu ve yeğenleri şehit oldu...
ITC'nin resmi internet sitesi kerkuk.net'ten edinilen bilgiye göreIrak'ın kuzeyindeki Kerkük'ün Türkmen köyü Yengice'de, Irak Türkmen Cephesi (ITC) bürosuna düzenlenen saldırıda 6 Türk şehit olurken, 6 sının da yaralandığı bildirildi. Irak polisine dayanan Reuters ajansı ise Yengice'de silahlı kişilerce düzenlenen saldırıda 8 kişinin öldüğünü, 2 kişinin yaralandığını duyurdu.

BATI TRAKYA'DA TÜRKÇE RADYO KRİZİ

Yunanistan’da, özel radyoların faaliyetlerine düzenleme getiren yeni lisans yasası, Batı Trakya’da Türkçe yayın yapan radyolarda endişeye neden oldu. Radyo sahipleri, yasanın özellikle...
istihdam konusu ve programların Yunanca ağırlıklı olmasıyla ilgili maddelerinin Gümülcine ve İskeçe’de Türkçe yayın yapan radyoların çalışmalarında, bugünkü koşullarda aşılması mümkün olmayan sıkıntılar yaratmasının söz konusu olduğunu belirttiler. Radyo sahipleri, her şeye rağmen önce uygulamanın nasıl olacağının görülmesi gerektiğini kaydettiler. Gümülcine’de yayın yapan Radyo City’nin sahibi Halit Halilibrahim, Batı Trakya’da yayın yapan azınlık radyolarının ana dili Türkçe olan belirli bir kitleye hitap ettiklerini ve Türkçeden başka bir dil kullanmak zorunda bırakılmaları durumunda yayın yapmanın hiçbir anlamı kalmayacağını söyledi. Joy FM’in sahibi Cengiz Bodur da, kendi kısıtlı olanaklarıyla yayın yapan azınlık radyolarının yeni yasaya uymalarının mümkün olmadığını, yasanın uygulanması durumunda yayınlarına son verme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklarını belirtti. İskeçe bölgesinde Türkçe yayın yapan Teleradyo FM’in sahibi Ramadan Ömer Recepoğlu ise 100 bin avronun üzerinde yatırımı bulunan radyosunun bugüne dek Türkçe yayın yapmak için istenen tüm izinleri aldığını ve radyo elemanlarının da yasal statüyle çalıştığını, yeni yasanın kendilerini etkilemesini beklemediğini ifade etti. İktidar Partisi Yeni Demokrasi’nin (YDP) Rodop milletvekili İlhan Ahmet de, AA muhabirine, "söz konusu yasanın sadece azınlık radyolarını hedef almadığını, bu yasayla Yunanistan genelinde yayın yapan 20 binin üzerindeki özel radyonun çalışmalarının yasal bir çerçeveye oturtulmasının amaçlandığını" belirtti. Yeni lisans yasasında radyolarda kullanılan resmi dilin Yunanca olması öngörülmekle birlikte, Türkçe ve diğer dillerin kullanılmasının yasaklanmadığını ifade eden Ahmet, "Yeni lisans yasası daha çok her gün ülkenin bir köşesinde yeni kurulan ve keyfi yayın yapan radyoları belirli bir düzene koyarak, gerçek anlamda radyoculuk yapanları korumayıamaçlamaktadır. Ayrıca, yasada yer alan her maddenin uygulanmaya konulabilmesi için, ilgili bakanlıkların bu konudaki kararları gerekmektedir. Yasanın finansmanla ilgili, örneğin, istihdam ve yatırımlarla ilgili bölümlerinin uygulanmasına da belirli bir yumuşama getirileceğine inanıyorum" dedi. Yunanistan Parlamentosunun 19 Temmuzda onayladığı 3592/19.07.2007 sayılı yeni lisans yasasında, özel radyoların programlarının Yunanca ağırlıklı olması, radyo istasyonlarının en az 60 bin avro tutarında yatırım yapmış olmaları, 24 saat yayın yapmaları ve en az 5 kişiyi istihdam etmeleri gerektiği gibi maddeler yer alıyor. Bu arada, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) ve Güneydoğu Avrupa Medya Örgütünün (SEEMO) Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas ve Parlamento Başkanı Anna Psaruda-Benaki’ye yasa henüz parlamentoda görüşülürken gönderdikleri mektupla yeni düzenlemeyi eleştirdikleri kaydedildi. IPI’nin, yeni yasanın azınlık yayın kuruluşlarını ve azınlık üyelerinin haber alma olanaklarını olumsuz etkileyeceğine dikkati çektiği ve Yunanistan’ın azınlık haklarına ilişkin uluslararası yükümlülüklerini hatırlattığı belirtildi. milliyet

Vize Kolaylığı

Türkiye, Azerbaycan, Moğolistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan vatandaşlarına vize kolaylığı getirdi. Kazakistan ve Kırgızistan ise bu uygulamanın dışında bırakıldı. Söz konusu ülkelerin

vatandaşlarının Türkiye'ye yapacakları 30 günden kısa süreli ziyaretlerde vize aranmayacak.

Bakanlar Kurulu'nun bugünkü resmi Gazetede yayımlanan kararına göre, sözkonusu 5 ülkenin vatandaşları Türkiye'ye girişte vizeden muaf olacaklar. Türkiye'nin bu kararı tek taraflı olarak uygulanacak.

Türkiye'nin bu kararı 19 Temmuz 2007 tarihinden itibaren geçerli olacak.



Türk Düyasından Haberler

2 Temmuz 2007 Pazartesi

Doğu Türkistan’da 5 Ay İçinde resmen Tutuklananların Sayısı 7354 Kişiye Ulaştı


“Sinkiang(Doğu Türkistan)Gazetesi”nin 13 Haziran 2007 tarihli haberinde, bu yıl Ocak ayından mayıs ayına kadar geçen süre içerisinde, Doğu Türkistan’daki her kademeden teftiş organları tarafından onaylanarak resmen tutuklananların sayısı 7354 kişiye ulaşmış bulunuyor. Yargı mahkemelerinde haklarında dava açılanların sayısı ise, 8691 kişi.Fakat yukarıdaki haberde, tutuklanan kişilerin milli mahiyetleri ve ne sebeple tutuklandıkları hakkında hiçbir izahat verilmemiştir.Ama Doğu Türkistan’dan gelen yansımalara göre yakın zamanlardan beri çeşitli sebeplerle tutuklananların ekserisi Uygur olup, siyasi sebeplerle tutuklanmakta olanların sayısında açık bir artış görülmektedir.
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine uyarlayan: Mehmet Emin BATUR

Doğu Türkistan'da Şiddetli Çatışmalar!

Doğu Türkistan’da Çin Askerleri ile Bağımsızlık Savaşçıları Arasında Geniş Çaplı bir Silahlı Çatışma Meydana geldi.
Bundan bir gün önce, yani 07.01.2007 tarihinde Almanya’daki “Doğu Türkistan Enformasyon merkezi” tarafından Doğu Türkistan’dan doğrudan elde edilen ciddi bir haber yayınlanmıştı. Bu haberde Doğu Türkistan’ın Barın köyü civarında 50 kişilik milli mücadeleci grubu ile Çin polisleri arasında bir silahlı çatışma meydana geldiği, bağımsızlık savaşçılarının bir kısmının yakalandığı, diğer bir kısmının ise, kaçarak izlerini kaybettirdikleri ETIC tarafından bildirilmişti. Bugün, yani 08.01.2007 günü “Sinkiang(Doğu Türkistan) Toplum Güvenlik Bakanlığı” bir Basın toplantısı düzenleyerek Ocak ayının 5.günü Doğu Türkistan’ın Pamir dağları bölgesinde Çin Askerleri ile bağımsızlık savaşçıları arasında büyük çaplı silahlı çatışma meydana gelmiş olduğunu açıkladılar. “Tiyanşan(Tanrıdağı)İnternet sitesi”nde yer alan habere göre güya, 2002 yılının 9. ayının 11. gününde dış ülkelerden sızan “Doğu Türkistan İslami Hareketi” teşkilatının direniş güçleri Doğu Türkistan’ın Pamir dağlarının yukarı kısımlarında Askeri eğitim kampı kurmuşlar. 05.01.2007 tarihinde Çin askeri birlikleri bu konuda elde ettiği haberlere dayanarak, Pamir dağlarındaki bağımsızlık savaşçılarının etrafını kuşatarak saldırıya geçmişlerse de bağımsızlık savaşçıları bunlara çok sert bir şekilde karşılık vermiştir. Çin hükümetinin verdiği sayılara göre bu defaki çatışmada Çin tarafından bir asker ölmüş, biri de yaralanmış, bağımsızlık savaşçılarından da 18 kişi şehit olmuştur. Yine, Bağımsızlık savaşçılarından da 17 kişi Çin askerlerince ele geçirilmiştir. Çin tarafı, 22 tane el bombası ve çok sayıda mühimmat ele geçirmiştir. Bağımsızlık savaşçılarının bir kısmı da kuşatmayı yararak kurtulmayı başarmışlardır. Şu anda Çin askeri birlikleri Doğu Türkistan genelinde arama, tarama ve tutuklama furyası başlatmış bulunmaktadır. Diğer yandan “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin elde ettiği bir önceki haberinde bu defaki silahlı çatışmanın meşhur Barın köyü civarında meydana gelmiş olduğu bildirilmişti. Fakat Çin hükümeti Uygur halkı arasında “Barın Ruhu” nun tekrar canlanmasından endişe ederek, kesinlikle “Pamir dağları bölgesinde meydana geldi” demeye mecbur kalmıştır. “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi” bu olay hakkında daha tafsilatlı bilgiler almaya çalışmaktadır. uygur.org
**********************************
iframe name="I4" src="http://www.haberalemi.net/site_sondakika.php" width="506" height="240" scrolling="yes" border="0" frameborder="0">